Türkmenbaşısı, tüm Koreliler’in babası, ulu önder, mübarek adam.
Keyfi kurallar koyup, tutarsız cezalar veren babasından surekli dayak yiyen, aynı adamdan sürekli dayak yiyen ve artık öfkesini kontrol edemeyen annesi tarafından sürekli ezilen, bir yandan da babaannesi tarafından sürekli şımartılan erkek çocuklarının yönettiği ülkeler vardır.
Böyle çocuklar kendi eylemlerinin sorumluluklarını almaz, çatışmalardan dolayı etraflarındakileri suçlarlar. Onlar soykırım, insan hakları ihlali, haksızlık, adaletsizlik yapmaz. Bunları söyleyenler onlara karşı ihanet etmiştir.
Yaşamları boyunca tutarlı ve iyicil bir babaya öyle büyük bir özlem duyarlar ki, bir tek adamı putlaştırır, adına “Ata” der, başbakan olduğunda ona dokunmayı ibadet sayar, bütün kusurlarını kör gibi görmezden gelirler.
Çocukken gördükleri kötü muameleye tahammül edebilmelerini sağlayan çocuksu hayallere bütün hayatları boyunca kutsal birer buyruk gibi bağlılık duyarlar.
Aynı babalarının evdeki her şeyi şiddetle kontrol altında tutmaları gibi, ülkedeki her şeyi kontrol altında tutmak isterler. Rejimleri, ideolojileri ne olursa olsun, asıl bir arada tutan unsur paranoid bir güvenlik takıntısıdır. Çünkü baban bile seni keyfi olarak cezalandırabiliyorsa, başkaları kim bilir neler yapabilir. Böylece kendi saldırganlıklarını sanki başkasından geliyor gibi görürler. Polis devleti, casus kameralar, iftira ve komplolar ve tutsak etmenin kural olduğu bir dünyayı gerçeğe dönüştürürler.
Arzularını gerçekleştirecek kadar güçlü olma takıntıları vardır. Ve gizli arzuların gerçekleştiği durum aslında rüyalardır. Gerçek dünyada bunun olmasına ise kabus diyoruz.